Alan Walker, Fade

PİKNİK DANSI

Lazy Place, Caravan Palace
Önemli Not: Bu bir Müzikli Akış yazısıdır. Ricam parçayı kulağınızda çevredeki seslerden arınmış dinlerken yazıyı okumanızdır. Müzik okunurken mutlaka yazıya eşlik etmelidir.

Ne o, bir müzik sesi mi geliyor? Ama nasıl olur, burada müzik nasıl olabilir ki, burası bir yeşillikli ağaçlı doğal bir park eninde sonunda…peki şu patikadan gideyim bari, şu tepeciğin öte tarafını göremiyorum, acaba müzik oradan mı geliyor. Ah, bu nasıl güzel bir müzik öyle! İçimi doldurdu bir an…notalar akmaya başladı, çok da değişik bir orkestrasyonu var…Aaa tepeciğin ötesinde bir vadi varmış!! Ortasına da bir sürü genç-yaşlı insan toplanmışlar, sanki bir kısmı çiftlerden bir kısmı da bekarlardan oluşmuş ama birbirini iyi tanıyan bir grup insan ya da tanımasalar da hiç önyargısız anında herkesin birbirini kardeşi gibi gördüğü ilahi bir ortam gibi…piknik masaları kuruyorlar, herkes öyle bir keyifle çalışıyor ki, hamaklar asılıyor ağaçlara, katlanmış iskemleler açılıyor, soğutucu dolaplar taşınıyor, tas tas yemekler, tatlılar, meyveler, semaverler, içecekler, şaraplar, adeta burada bir ‘piknikkondu’ kuruyorlar…peki müzik, müzik nereden geliyor o halde…ah inanmıyorum ilk başta fark edememiştim güneşten olsa gerek ışınlarıyla perdelemiş gözbebeklerimi. Hemen ağaçların yanında bir orkestra var, bu inanılmaz parçayı çalıyorlar, ‘’Lazy Place (Tembel Yer)’’ Hayatın keşmekeşinde tembellik yapmak için toplanan yalnızca bir günlük Oblomovcular. Peki bu bir organizasyon mu acaba, bir şirketin belki de reklam için düzenlediği, hayır hayır olamaz hiç öyle bir halleri yok, ama bu insanlar birden sanki dünyanın her yerinden burada toplanmış gibiler, gören Birleşmiş Milletler’in pikniği zanneder, her tip insan var burada, Avrupalısı, Amerikalısı, Çinlisi, Gambiyalısı, Hıristiyanı, Yahudisi, Müslümanı, Ermenisi, Türkü, Yunanlısı, Bulgarı, İsraillisi, Suriyelisi, İranlısı, herkes bir arada…masalar kuruldu, millet oturmaya sohbet etmeye başladı..Aaa bu da garip orkestranın müzisyenleri değişiyor, sanki nöbet gibi, müzisyenler piknikçilerin yerini aldı piknikçiler de orkestraya geçtiler, değiş tokuş yaptılar anlayacağınız ve aynı müzik, Lazy Place çalmaya devam ediyor. Nasıl olur, yani piknikçilerin tamamı da bu kadar kalifye müzisyen mi? Ah arada çimenin biraz daha farklı tonda olduğu bir alanı dans pisti haline getirmişler adeta; dans edenler de var…a birisi bana yaklaştı, bir meyve ikram ediyor, teşekkür edip ‘’Nedir’’ diye soruyorum, ‘’Daha önce hiç böyle bir meyve görmemiştim,’’
‘’Bu Gamina meyvesi, mutlaka yemelisiniz…’’ diyor bana delikanlı..öyle bir şivesi var ki, dünyadaki hiçbir insanın konuşma şivesine benzetemiyorum..
‘’Gamina mı, ne biçim bir isim bu, nereden geldi ki?’’
‘’Baliçya’dan’’
‘’Orası neresi??’’
‘’Afrika’da bir ülke..’’
Allahalla diyorum, hayatımda hiç duymadığım bir ülkeden, Baliçya’dan Gamina meyvesi. Bu nasıl bir iş böyle…Amanın tadı enfes…delikanlı beni uyarıyor, çok yersem bütün gün dans etmekten kendimi alamazmışım, gülüp geçiyorum…
Müzik bir yandan devam ediyor, insanlar dans ediyorlar, yemek yiyorlar, beni de pikniğe buyur ediyorlar, sonra herkesin bir arada yaptıkları bir dansa katılıyorum; inanılmaz güzel bir koreografi, mest oluyorum. Hepimiz aynı anda aynı hareketleri yapıp dans ediyoruz, aynı anda dönüyoruz, aynı anda eğiliyoruz, bol selamlamalı bir dans bu, arada bir göğü, toprağı ve birbirimizi selamlamamız gerekiyor.
Sonra tıka basa yemiş, sohbetimi yapmış, dans etmiş olarak bir hamağa uzanıyorum…gözlerimi kapatıyorum, hem de müziğin eşliğinde…bir anda dalıyorum ta diplere…uyandığımda bir bakıyorum ki, etrafımda ne orkestra, ne masalar, ne onca ülkeden insanlar, hepsi yok olmuş, nasıl yani diyorum, ben uyurken mi ayrıldılar…