Türk Yaratıcılardan Esinler

Arzu Kaprol, Moda Tasarımcısı

 

 

 

 

 

KONU BAŞLIKLARI:

YARATICILIK

BİR ESERİN YARATICILIĞININ ANLAŞILMASI

AİLENİN YARATICILIKTAKİ ROLÜ VE KATKISI

USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİNİN YARATICILIKTAKİ ÖNEMİ                       

YARATICI BİR KİŞİNİN PROFİL ÖZELLİKLERİ

YARATICILIKTA RİTÜELLER

YARATICILIĞIN HAZIRLIK SÜREÇLERİ

1.SÜREÇ: RUHUN HAZIRLANMASI

2.SÜREÇ: GÖZLEM YAPARAK GÖRSEL ZEKAYI GELİŞTİRMEK

3.SÜREÇ: HAYAL KURMAK

İLHAM PERİSİNİN GELİŞİ

YARATICILIKTA BAŞARISIZLIK

TEKNOLOJİNİN YARATICILIĞA ETKİSİ 

GENÇLERE YARATICILIKLARINI GELİŞTİRMELERİ İÇİN ÖNERİLER

SİZİ ETKİLEYEN YARATICILAR, YARATICILIK İŞLERİNDEN ÖRNEKLER 

 

YARATICILIK

 

ALPER ALMELEK: Yaratıcılığı nasıl tanımlıyorsunuz?

ARZU KAPROL: Hayal etmek. Tek bir tanımı var bence. Birçok zaman genç arkadaşlarım ya da aileleri gelir ve derler ki işte benim oğlum, kızım güzel resim yapıyor ya da yapamıyor. Güzel resim yapmak ya da güzel çizim yapmak bir yetenek değildir. O bir kas becerisidir. Yaptıkça daha iyi yaparsınız. Ve belli bir eğitim, zaman ve emek sonrası gördüğü şeyi herkes çizebilir. Ama hayal etmek ve onu ifade etmek bir yetenektir.

ALPER ALMELEK: Peki yeni olması şart mıdır?

ARZU KAPROL: Yeni olması şöyle, baktığınızı yansıtmak bir tür fotografik bir görevdir. Ama var olmayanı oluşturmak o yaratmaktır.

ALPER ALMELEK: O zaman yeni bir şey hayal etmek diyebilir miyiz?

ARZU KAPROL: Var olmayanı hayal etmek.

 

 

BİR ESERİN YARATICILIĞININ ANLAŞILMASI

ALPER ALMELEK: Bir eserin yaratıcı olduğuna nasıl karar veriyorsun? Yaratılan şeyin değerine nasıl karar verirsiniz? Sizi yönlendirmek için bir örnek vereceğim. Julian Barnes 21. Yüzyılda bir eleştirmen Gözünü Açık Tutmak isimli bir kitabı var. Kitapta bir yaratıcı esere baktığımızda birtakım soruları kendimize sorarız diyor; Eser bizim kalbimizi titretti mi, bizi düşüncelere sevk etti mi hayal etmemizi sağladı mı, heycanlandırdı mı bizi? Hatta biz o eserde bir hüner yetenek gördük mü? Yapan kişiye karşı hayranlık duyduk mu? Bunlara katılıyor musunuz?

ARZU KAPROL: Şöyle çevirebilirim bunu. Tüm yaratıcı disiplinlerin temel bir varoluş bir sistemi var bence. Bunda belki de müzik en hızlı etkisi olanı. Çünkü anı değiştirir müzik. Hiçbir alanın o süratta o hızda ve netlikte yapamadığı bir şey aslında müzikten gelir, sesten gelir. Sanatın diğer dalları da sizi içinde olduğunuz durumdan çıkartır. Başka bir şeye yönlendirir, yaratmak budur. O yüzden yaratıcılık o aslında. Sizin var olduğunuz an, duygu, alan her neyse onun dışında size bir yol gösterir, yol açar ve gösterir. Bu bir duyguyla olur, bir görsellikle olur, sesle, kokuyla olur. Yeni bir alana davet eder. Sizi oraya taşıma hızı, becerisi, hüneri neyse odur aslında yaratıcılık. Var olduğunuz anın dışında bir duruma size taşıyabilmesi.

 

YARATICI BİR KİŞİNİN PROFİL ÖZELLİKLERİ

 ALPER ALMELEK: Sizce yaratıcı bir kişinin profili nasıl olmalıdır? Örneğin moda tasarımcısı hangi karakteristik özelliklere sahip olmalıdır?

ARU KAPROL: Bunu hayatın üzerinde okumak çok zor. O kadar farklı şeyler var ki. Çünkü hayat bizi bulduğumuz bir takım yöntemlerle bazı yollardan, süzgeçten, bir yoldan geçirip bir yere getiriyor. O süreçte bizim karakter özelliklerimiz, var olan ruh-beden-zihin üçlemesi içerisinde neyi nereden topladığımızı çok net olarak bilmiyoruz. Birtakım hipotezlerimiz var onunla ilgili. Ama şu yüzdendir diyemeyiz. Kimi yaratıcı zihin çok çalışarak bunu yapar, kimi çok disiplinle yapar kimi tamamen disiplinsiz yapar.

ALPER ALMELEK: Siz nasılsınız?

ARZU KAPROL: Ben biraz daha disiplinli sınıfına giriyorum. Çünkü bildiğim bir yöntem belki. Bir şeye emek verme metodolijisinden geliyorum. Emeğin kıymetli olduğu pencereden bakıyorum hayata. Ama o emeği yirmi sene vermişsiniz sonra beş dakika belki. Çünkü orada bir birikim ve demlenme var. Onun olmadığı yerde ise istek var, merak var, yapma gücü ve heyecanı var, tutkusu var.

ALPER ALMELEK: Peki o halde yaratıcının profiline merak koyabiliriz. Çalışkan ve disiplinli olması lazım diyorsunuz sanırım. Şart değil ama kendiniz için uygun.

ARZU KAPROL: Yaptığı her alanda meraklı olması lazım. Evet benim için uygun. Ama en azından bir şeyleri yaratma anı nasıl müzikte de notayı es belirlerse boşluk belirlerse, son saniyede o tuşa basılıyor olması size oh dedirtecek bir şeyse oradaki var oluşunuzu, zamanı, alanı, malzemeyi veya kendinizi yönetme haliniz bir şey ortaya çıkartıyor. Dolayısıyla galiba mühim olan kendinizi tanımaya dair o yolculukta neyi nasıl ürettiğinizi çıkarttığınızı, kendi yönteminizi tanımak, geliştirmek ve en iyisini yapmaya çalışmak mümkünse. İyi bir versiyon olarak üretime devam etmek.

 

YARATICILIĞIN HAZIRLIK SÜREÇLERİ

1.SÜREÇ: RUHUN HAZIRLANMASI

ALPER ALMELEK: Derste Yaratıcılığı işlerken üç hazırlık sürecinden bahsediyorum. Tabi bunlar arka arkaya gelmek zorunda değil. İç içe de olabilir. Ama insanlar yaratıcı olmak için üç aşamadan geçiyorlar. Bunlardan bir tanesi ruhumuzu hazırlamak. İkincisi gözlem yapıyoruz ve üçüncüsü hayal kuruyoruz. Öğrencilerime egzersiz yaptırıyorum. Kendinizi huzurlu hissetiğiniz bir yere gidin ve kendi kendinize kalın düşünceler gelsin. Hatta küçük bir yansıma yazmalarını istiyorum. Kompozisyon yazmalarını istiyorum. Ben niye burayı seçtim ruhum huzura kavuşsun diye. Bunları tek tek size sormak istiyorum. Siz bu düşünceye katılıyor musunuz? Sizin kendinizi huzurlu hissettiğiniz, gittiğinizde mutlu hissettiğiniz bir yer var mı? Eviniz olabilir, atölyeniz olabilir, Belgrad ormanı ya da Taksim olabilir ya da bir bank herhangi bir yer? Siz bu ruhu arındırmaya inanıyor musunuz, iyi olduğunu düşünüyor musunuz?

 ARZU KAPROL: Şöyle kimi dönemler insan kaostan beslenir. Kimi dönemde sükunet ister, kimi dönem hepsinin ortasında. Bence tek konu ne zaman neyi ilginç duyduğunuzu ayrıştırabilmek. Onu bildiğiniz zaman bir sabah bir yerde akşam başka bir yerde. Ama hani kendinizle yakın ilişkide olmak. O kendinizle yakın ilişkiye dair sürekli test etmek. Öğrencilere söylediğiniz çok doğru. Onları araştırmaya sevk etmesine dair.

ALPER ALMELEK: Sizin için böyle bir yer var mı?

ARZU KAPROL: Birçok yer var. Genellikle her yerde onu bulabilmeye özen gösteriyorum aslında. Tabiki ofisim, huzurum. Evdeki düzenim daha çok var olduğum mekanlarda daha çok önemli. Ama bir şekilde sanırım hayatın öğrettiği, yaratıcı disiplinde her gün bir şey yaratmaya dair bir yaşam şeklimiz var ise hani ilham bekleme lüksünüz yoksa hayatta, ki bence olmamalı, hani onun nasıl geleceğini bilip kendinizi process etmeniz daha önemlidir. Çünkü o zaman şikayete girer.

 

YARATICILIKTA RİTÜELLER

ALPER ALMELEK: Aslında bu sorunun bir de B şıkkı var. O da ritüeller. Yaratıcıların bazıları her an her ortamda yaratabilirken, bazıları da derler ki benim için falancı mekan ya da falancı saat dilimi daha önemli derler. Kimi sabah üretir, kimi gece üretir gibi. Sizin için böyle bir şey var mı?

ARZU KAPROL: Belki mesleğim gereği her an her dakika üretme disiplininden geliyorum. Her an her dakika her ortamda her koşulda. Ama hangisi daha kolay ve benim için daha keyifli derseniz; daha sakin gündoğumu saatleri.Sabah çok erkenciyim genel olarak. Uykuyla da ilişkim az tüketen tarafta duruyor. Dolayısıyla o hiç uyumadan da olabilir. Az uyuyup olabilir. Ama genellikle o saatlerde daha keyif alıyorum. Çünkü şöyle bir şeye şahitlik ettiğimi düşünüyorum; bu dönemde şu anda burada yaşayan bir insan olarak. Her gün vazgeçmeyen bir güneşin doğuşuna şahitlik ediyorsunuz. O doğmaktan vazgeçmiyorsa ben de ne yapmak istiyorsam onu yapmaktan vazgeçmemem gerekir. O bana her gün ışık veriyor. Öyle bir inancım var. Dolayısıyla sabah saatlerini daha çok seviyorum. Ama bazen öyle bir şey olur ki sabah başlarsınız…

ALPER ALMELEK: Sabah saatlerinde skech mi yaparsınız?

ARZU KAPROL: Skech yaparım, müzik dinlerim, sakin kalırım. O zamanın büyüsüne inanıyorum.

ALPER ALMELEK: Sizin de bir ritüeliniz var o halde.

ARZU KAPROL:Her zaman yapabiliyor muyum? Hayır. Yapma ihtiyacım var mı? Hayır. Ama onu yaptığım günler daha sakin daha huzurlu daha keyifli olduğumu düşünüyorum.

 

2.SÜREÇ: GÖZLEM YAPARAK GÖRSEL ZEKAYI GELİŞTİRMEK

ALPER ALMELEK: İkinci hazırlık süreci de gözlem yapmak. Siz moda tasarımcı adayına gözlemini geliştirmesi için ne önerirsiniz?

ARZU KAPROL: Sosyoloji ile ilgilenmesini öneririm. Toplumu okuması. Eğer beden giydirmekse niyeti bu bir adet de olabilir, özel bir kişiye ya da binlerce kişiye de olabilir. Ama insan ve beden ilişkisi neyse insan okumaya dair, o zamanı okumaya dair, hem geçmiş dönemleri hem de bugünü incelemesi. Giyim koduyla insan ilişkisini, beden ilişkisini, tarih üzerinden onu kesit olarak incelemek, gözlemlemek, neyin neden olduğunu sorgulamak. Ne daha iyi yapılabilirdi ona çalışabilmek. Örneğin bu dönem böyle giyilmiş ama neden böyle giyilmiş? Bu etkiler neye sebep olmuş? Bu nasıl bir duygusal değişim yaratmış? Çünkü kıyafet tasarlıyorsanız, tüm tasarım içinde kent kültürü, mimari, müzik, felsefe hepsi ortak değişimlerden geçiyor. Ve hepsi birbirini tetikliyor. Birbirinden beslendiği noktalarda neyin nereyi ne kadar beslediğini okuyabilirse çok daha rahat üretebilir.

 

3.SÜREÇ: HAYAL KURMAK

ALPER ALMELEK: Üçüncü evreye geçiyoruz o da hayal kurmak. Bir moda tasarımcı adayı hayalgücünü geliştirmek için neler yapmalı?

ARZU KAPROL: Beslenmeli. Onu besleyen kaynakları tespit etmeli. Bu beslenme kaynakları bazen bir arkadaşı olabilir, sevgilisi olabilir, film ya da kitap olabilir, bir bitki olabilir. Sadece oturmak olabilir, sessizlik olabilir, gürültü olabilir. Ama neden beslendiğini bulmalı.

ALPER ALMELEK: O zaman üstbilinçle beslenmekten bahsediyoruz. Bir bitkinin onu hayal etmeye sevk etmesi için bitkiyi görüyor olması lazım.

ARZU KAPROL: Tabii her şeyi görüyor olması lazım. Önce kendini görüyor olması lazım. Ondan sonra onunla ilişkili her şeyi görüyor olması lazım. Bence tüm yaratıcı disiplinler için geçerli bu. Onlardan sonra da irade gerekir.

 

 İLHAM PERİSİNİN GELİŞİ

ALPER ALMELEK: Bu üçünü yaptıktan sonra kapı çalıyor ve karşınızda İlham Perisi. İlham Perisi gelince yaratmaya başlıyorsunuz. İlham Perisi gelince ne hissediyorsunuz?

 ARZU KAPROL: Tam bir akışta oluyorsunuz. O müthiş bir bütünlük duygusu. Benim için çizim yapmak öyle bir duygu. Bazen sadece oturup ne çizeceğinizi bilmeden oturup karalamak bile o akışta olmamızı hissettirir. Belki de o benim bildiğim bir yöntem olduğu için. Elimden çıkan bir şey, elimden akmakta olan bir şey olduğu için hissederim.

ALPER ALMELEK: Bir heyecan duyar mısınız?

ARZU KAPROL: Her zaman heyecan duyarım. Ama heyecan duymaktan ziyade farketmezsiniz. O groundzero gibi bir şeydir. Tam bir bütünlükte olma duygusu. Belki de aşk gibi. Ama aşkta üzerine çok konuşulabilecekmiş gibi karşılıklı bir şeymiş gibi görünüyor ya aslında tam bir bütün olma hali. Bu da onun gibi. O ana dair tek bir şeyi değiştirmek istemeyeceğiniz bir bütünlük hissi. Mükemmel bir dengede, anda tam olma hali. Ama böyle konuştuğumuz zaman, bunu eğer gençler okuyacaksa tüm bunlar çok spritüel şeylermiş gibi gelebilir. O bir his, çünkü öyle değil aslında. Çok öyle bir an öyle bir duygu ki hayatın getirdiği her şeyle beraber bunun içerisinde olma hali. Sadece metitatif bir zihinle içinde olmayı gerektirmez, kendinizi çok ulvi duygularla beslemeyi gerektirmez o değildir. Sadece yaşamak. Yaşamayı en iyi nasıl haliyle yapıyorsanız odur.

ALPER ALMELEK: Dün Turgay Fişekçi ile yaptım söyleşiyi. Çok güzel bir yorum aldım. Pooll’ün bir lafı var dedi: ‘İlk mısra Tanrı’dan gelir, sonrasını şair yazar.’’

ARZU KAPROL: Çok güzelmiş. Hemen not alayım.

 

YARATICILIKTA BAŞARISIZLIK

ALPER ALMELEK: Başarısızlık da yaratıcının bir parçası. Yaşadınız mı? Nasıl baş ettiniz?

ARZU KAPROL: Evet hem de çok yaşadım. Yaratmaya devam ederek baş ettim. Bir başarısızlık hikayem hatta TEDx’e konu oldu. Fırsatınız olursa izleyebilirsiniz. Sadece o durumda en iyi yapabileceğinizi düşünmek ve vazgeçmemek. Asla vazgeçmemek. Yaratmaya devam etmek, ısrar etmeye devam etmek, var olmaya devam etmek.

ALPER ALMELEK: Girişimcilik için söylenen bir metafor vardır. Derler ki bir insan bir girişime giriştiğinde, sıfırdan başlıyor sonuçta bu uçurumdan atlamak gibidir.

ARZU KAPROL: Uçabilirsin ya da çakılabilirsin.

ALPER ALMELEK: Evet. James Bond’un bir tane filmi vardı. Hatırlar mısınız acaba? James Bond bir uçurumdan atlıyor ve uçak uçurumdan düşüyor. Düşerlerken uçağa yetişiyor, biniyor ve pilot kabinine giriyor. Uçağı kaldırıyor.

 

 TEKNOLOJİNİN YARATICILIĞA ETKİSİ

  ALPER ALMELEK: Sizce teknoloji sizin branşınıza yardım mı ediyor? Köstek mi oluyor?

ARZU KAPROL: Muazzam yardım ediyor. Ben teknolojiden çok besleniyorum. Şu an şu showroomda gördükleriniz daha geleneksel ve konveksiyonel ürünler. Ama diğer showroomlarımı incelerseniz son beş yıldır sadece teknolojik şeyler yapıyorum. En son defilede, gelen tüm davetlileri VR gözlüklerle izlettik. Ondan önce 3D Printed kıyafetler üzerine mapping olarak canlı olarak realtime gerçekleştirdik. Ondan önce Şebnem Ferah sahnede yüzdü. Bunların hepsi beni bir adım ileriye götüren, hayal etmemi sağlayan daha iyi ne yapabilirimi sağlayan bir yaklaşım.

ALPER ALMELEK: Skech yaparken bir faydası var mı?

ARZU KAPROL: Skech yaparken de bir faydası var. Çünkü 3D hayal edebilmenizi, anlatabilmenizi sağlıyor. Ama ben manuel çiziyorum. Normalde başlangıç aşaması manueldir. Ama uygulamalara geçerken teknolojiyi çok kullanıyoruz. Fakat şu çok önemli; bana göre yaratıcı alanlarda herhangi alanlarda tasarım yapıyorsanız benim bakış açıma göre, geçmiş zaten var oldu ve yaşandı. O döneme dair en iyisi oydu yapıldı. Bugün bu alanda tasarımcı olarak var olmaya dair bir kararınız var ise bu bugünden yarına neyi daha iyi yapabilirsinizi sorgulatan bir şeydir. Teknoloji de bu anlamda bir bütün. Dolayısıyla da teknolojiyi reddedemezsiniz. Bu anın bir gerçekliği. Bununla birlikte ne yapabilirsiniz o size kalmış. Ben geleceğe dair bir şeyler yaratmayı seven bir tasarımcıyım. Hatta belki fütürist diyebiliriz pek çok alanda. Geleceği hayal etmekten hoşlanan, henüz yaşanmamışı içinde bir parça var olmaya çalışan, onu daha iyi nasıl var edebilirim bugün yapılmayan, yarına nasıl katkı sağlayabilirim, yoktan var olan neyi daha iyi yapabilirimi sürekli düşünürüm, derdim bu aslında. Gelecek benim için çok heyecan verici. Geleceğin bir parçası olmaya dair bugün ne yapabilirim?

 

AİLENİN YARATICILIKTAKİ ROLÜ VE KATKISI

ALPER ALMELEK: Çocukluğunuzda aileniz sizin sanatınıza destek mi oldular? Köstek mi oldular?

ARZU KAPROL: Çok desteklediler. Hem annem hem babam. Annemin bir modaevi vardı. Anneannem de çok becerikli bir terziydi. İkisi de çok kuvvetli, estetik ve yaratıcı kadınlardı. Babam da deri ticareti ile uğraşırdı. Deriyi o yüzden çok severim. Ama birkaç ilgi alanı vardı. Atatürk, Sibernetik ve İngilizce. Geleceği düşünme sistemi, sistemsel düşünme yaklaşımı falan bunlardan çok etkilendim.

 

USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİNİN YARATICILIKTAKİ ÖNEMİ  

ALPER ALMELEK: Ustanız var mıydı? Usta çırak ilişkisine inanıyor musunuz? Olmalı mı? Bir yaratıcı çırak ustalık ilişkisini yaşamalı mı?

ARZU KAPROL: Vardı annemdi. Evet inanıyorum. Mutlaka yaşar bir noktada farkederek ya da farketmeden yaşar. Çünkü deneyim bir zaman gerektirir, adanmışlık gerektirir. O zamanı satın alamazsınız. Onun kadar zaman ayırmanıza gerek yoktur ama onun zihnindekileri alabilmek için ona ihtiyacınız vardır. Çünkü onun orada çok kıymetli bir birikimi var. Siz onları yaşamak zorunda değilsiniz onları öğrenmek için. Ama onları bilebilirseniz daha iyi yapabilirsiniz. Usta çırak o yüzdendir. Bir şeyi bir yere kadar toplumlar aileler, insan psikolojisi onu bir yere kadar taşır. Alınan haklar, yaratılan yollar bibalar kültürel birikim bunlar yokmuş gibi ben bunların hepsini baştan yaratacağım demek bir ömre sığmaz. Sizden önceki jenerasyonlar bir şeyleri hallederek gelmiştir ki siz bugün bu gerçekliğe doğmuşsunuzdur. Bugünün gerçekliği içerisinde onları ne kadar hızlı öğrenirseniz o kadar daha ileriye taşıyabilirsiniz, sizden daha sonrasına. Çünkü ne baş ne de son olmadığınızı bilmek gerekir. O durduğunuz yerde en iyi neyi nereye taşıyabileceğinizi, bu yaşam dönemi şahitliğinde hangi alanda, hangi meslekte, hangi var oluş haliyle illa çok ulvi şeyler yapmak anlamına gelmeyebilir, çok temel şeyler için bile onu bilerek sizden daha önce o yoldan geçmiş olanları selamlayıp, selamınızla birlikte onlardan neyi alabileceğinizle alıp, bugünden yarına neyi taşıyabileceğini hayal ederek var olabilir. Bu güzel bir varoluş olabilir.

 

GENÇLERE YARATICILIKLARINI GELİŞTİRMELERİ İÇİN ÖNERİLER

ALPER ALMELEK: Genç bir moda tasarımcı adayına ne önerirsiniz?

ARZU KAPROL: Çok çalışmasını, çok gezmesini, çok okumasını, çok incelemesini, çok emek vermeye hazır olmasını ve vazgeçmeyecek kadar da kararlı olmasını söylerim.

 

SİZİ ETKİLEYEN YARATICILAR, YARATICILIK İŞLERİNDEN ÖRNEKLER 

ALPER ALMELEK: Sizin etkilendiğiniz moda tasarımcılar, akımlar var mıdır? Kimlerdir?

ARZU KAPROL: Birçok şey var. Daha çok mimariden etkileniyorum. Beni besleyen asıl ana alan mimari. Mimari ve şehir ilişkisi, bina kurgusu… Çünkü moda bedeni giydirmek olduğu için temelde alanı giydirmek. Ve ben de o alanın içindeki insanı giydirmek olarak görüyorum. Dolayısıyla onları büyük bir alanda yarattığını, başka bir şekilde minik bir alanda uygulamaya dair kısımdayım. Diğer moda tasarımcılarından ve yaratan herkesten farklı şeylerden etkilenebiliyorum. Bu çok tarihi, geleneksel bir alanda olabilir. Bundan 200 yıl önce yaratılmış bir kıyafet de olabilir, bugün yaratılmış bir kıyafet de olabilir. Saygı duyduğum çok yaratıcı isimler var. Mesela Christo, doku yaratmaya dair, yeni bir kumaş yaratmaya dair. Çünkü benim için tasarımın özü malzemedir. Ruhu, özü ve bir çok unsuru var, form yaratmak isteyebilirsiniz. O formu en iyi hangi malzemeyle yapabileceğinizi bilmek gerekir. Ya da bir doku, yüzey yaratmak isteyebilirsiniz onu neyle üfleyeceğinizdir önemli olan. Hem doku hem form hem de yeni teknikler geliştirmeye dair bu isimlerin çok önemli katkıları var yakın geçmişte. Hem de moda öyle bir şey ki aslında temelde son yüzyirmi yıldır var. Ondan önce giyim kültürü olarak ufak ufak mümkün. Çünkü daha uzun zamanlarda değişiyor. Şimdi daha kısa zamanlarda değişiyor. Çünkü iletişim daha hızlı birbirinden etkilenmede diğer alanlarda. Ve bize daha değişiyormuş gibi geliyor ama daha da özgürleşiyor bir yandan da. Aslında modanın moda olma halinden de kurtuluyoruz bir noktada. Büyük bir özgürlük getirebiliyor. Şu an hepimiz istediğimiz şekilde giyinebiliriz. Kimse bize bu çok demode diyemez. Bu çok büyük bir özgürlük. Belli dönemlerin değer yargılarına dair. Bugün çok şükür böyle bir değer yargımız yok. O yüzden moda özgürleştirmeye dair, insan bedenini özgürleştirmeye de dair. Ve var olan ten malzemesini bedenini daha iyi göstermeye, daha iyi hissettirmeye ve daha rahat, kolay, yaşamda daha rahat olabilecek şekilde götürmeye dair. Bir gün uzaya gideceksek eğer ve orada koloniler halinde yaşayacaksak da onları nasıl yapabileceğimize dair düşünmeye de sevk edebilir.

 

Load More Related Articles
Load More By seda melek bayramogllu
Load More In Türk Yaratıcılardan Esinler

Yanıtla

Your email address will not be published.Gerekli alanlar işaretlenmiştir. *

Check Also

Uğur Erbaş, Animatör & Grafik Tasarımcı

      KONU BAŞLIKLARI: YARATICILIK BİR ESERİN ...

FORMÜLÜM


Alper Almelek 1971’de dünyanın en güzel şehri olarak nitelediği İstanbul’da doğmuştur. University of Southern Maine ve Sonoma State University’de Siyasal Bilimler ve Müzik eğitimi (Opera Şarkıcılığı ve Piyano) görmüştür. 1995’te yurda dönüşü ertesinde 11 yıl boyunca aile işinde çalıştıktan sonra Siegwerk Corporation’ın Türkiye Genel Müdürü...
DEVAMINI OKU

TESTLER

KİTAP İNDEKSİ

INSTAGRAM KÖŞESİ

Instagram has returned invalid data.

İŞ’TE KAHKAHA