Türk Yaratıcılardan Esinler

Faruk Eczacıbaşı, İş insanı

 

YARATICILIK NEDİR?

BİR ESERİN YARATICI OLDUĞUNU NASIL ANLIYORSUNUZ?

AİLENİZİN YARATICILIĞINIZ KONUSUNDA BİR ETKİSİ, KATKISI OLDU MU? NASIL OLDU?

USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİNİN YARATICILIKTAKİ ÖNEMİ NEDİR?

YARATICI BİR KİŞİNİN PROFİL ÖZELLİKLERİ NELER OLMALI?

YARATICILIKTA RİTÜELLERİNİZ VAR MIDIR, NELERDİR?

YARATICILIĞIN HAZIRLIK SÜREÇLERİNİ NASIL UYGULUYORSUNUZ, ALGILIYORSUNUZ?

1.SÜREÇ: RUHUN HAZIRLANMASI

2.SÜREÇ: GÖZLEM YAPARAK GÖRSEL ZEKAYI GELİŞTİRMEK

3.SÜREÇ: HAYAL KURMAK

İLHAM PERİSİ NASIL GELİYOR? O ANDA NE HİSSEDİYORSUNUZ?

YARATICILIKTA HİÇ BAŞARISIZ OLDUNUZ MU? BUNUNLA NASIL BAŞ ETTİNİZ?

TEKNOLOJİ YARATICILIĞINIZA NASIL ETKİ EDİYOR?

GENÇLERE YARATICILIKLARINI GELİŞTİRMELERİ İÇİN NE ÖNERİRSİNİZ?

SİZİ ETKİLEYEN YARATICILAR, YARATICILIK İŞLERİNDEN ÖRNEKLER VEREBİLİR MİSİNİZ?

 

YARATICILIK NEDİR?

ALPER ALMELEK: Yaratıcılığı nasıl tanımlıyorsunuz?

FARUK ECZACIBAŞI: Bir fikri sonuca dönüştürmektir yaratıcılık. Bu kadar basit yani. Ürün de olabilir, eser de olabilir her şey olabilir.

 

BİR ESERİN YARATICI OLDUĞUNU NASIL ANLIYORSUNUZ?

ALPER ALMELEK: Yaratıcı bir esere baktığınızda, bu bir telefon da olabilir o da bir dizayn sonuçta ya da bir tablo olabilir, onun yaratıcı olduğunu nasıl anlarsınız?

FARUK ECZACIBAŞI: Farklılıklarına bakmak isterim. Yaratıcı olmayan şey nedir taklittir. Yani taklit olmayan, içinde orjinallik olan ve barındırdığı farklılığı görmek isterim. Güzel fikri görmek isterim özellikle eserlerde bu geçerli. Bu klasik sanat eseri de olabilir, Leonarda olabilir. Bugün onun yaptıklarını yapabilirsiniz ama kendi çağında kendi getirdiği farklılığı görebilmek hakikaten çok etkileyici oluyor. Farklılığına bakarım, mükemmelliğine bakarım. Bu tabi sanat eserlerinde birkaç şey bir arada. Fikir var, fikrin somutlaştırılması var. Onu ne kadar mükemmel ortaya çıkarmış olması var. Ve bunu karşısındakinin anlayabileceği dile çevirmesindeki başarı var. Tabi sanat apayrı bir konu. Telefon için geçerli değil bu söylediklerim. Telefon için tamamen pratik olması önemli. Hayatınızda telefon olsun sizin hayatınızı ne kadar kolaylaştırdığıyla ilgili bir konu. Veyahut ulaşılabilir hale gelmesi, ya da ne kadar kalitesini arttırdığıyla ilişkili bir konu. Bu gibi konular var, tabi sanatta biraz daha farklı.

 

YARATICI BİR KİŞİNİN PROFİL ÖZELLİKLERİ NELER OLMALI?

ALPER ALMELEK: Sizce yaratıcı olan bir kişinin, yine iş hayatı olarak algılayabilirsiniz, profili nasıl olmalıdır, karakteristik özellikleri nasıl olmalıdır? Sizin özellikleriniz nasıl?

FARUK ECZACIBAŞI: Benim özelliklerim değil de, ben neye dikkat ederim diye sorarsanız; cesaretini görebilmeliyim. Farklı olma cesaretini hissettirebilmeli bu insan. Belli kalıplar içerisinde kaldığı zaman insan o yaratıcılığı ortaya çıkaramayacağını bilirsiniz. Onu gösterebilmeli. Bu hem farklı olmak hem cesur olmak. İkisini birden barındırıyor.

ALPER ALMELEK: Risk almak da diyebilir miyiz?

FARUK ECZACIBAŞI: Neticede o oluyor tabi. Cesaret dediğimiz zaman risk almayı kast ediyoruz tabii doğru.

 

AİLENİZİN YARATICILIĞINIZ KONUSUNDA BİR ETKİSİ, KATKISI OLDU MU? NASIL OLDU?

ALPER ALMELEK: Sizin kendi aileniz sizin yaratıcı olmanız için size destek oldular mı?  Bunu nasıl gösterdiler?

FARUK ECZACIBAŞI: Ben ne mühendisim ne sanatçıyım. Bir kere bunları özellikle vurgulamak istiyorum. Yaratıcı insanın ya da bir şeyleri vereceği insanın bir takım şeyleri ortaya koymasına katkıda bulunuyorsam o benim için daha önemli. Onun için ben kendimi o yaratıcı sınıfın içinde doğrudan doğruya addetmiyorum.

ALPER ALMELEK: Evet ama herkes yaratıcıdır, o yüzden siz de yaratıcısınız. O evrensel olarak net.

FARUK ECZACIBAŞI: Şöyle söyleyeyim, yine çizgi dışılığına geliyorum… Ailece hiçbir zaman çocukluğumuzdan beri Bülent’in de benim de herhangi bir çizgiye oturtulmak gibi bir amacımız yoktu. Yani kim neyse oydu. Ondan sonra gerisi serbest atış. Nasıl devam ederse ediyor. Kimseye sen yaratıcı olacaksın ya da sen cesur olacaksın diye bir şey söyleyemezsiniz. O insanlara o hissi verebilirsiniz, o ortamı sağlayabilirsiniz, ama emirle komutayla olmuyor. Eğitimle de olmuyor. O tamamen sizin sağlayacağınız ekosistemden meydana geldiğini düşünüyorum.

 

USTA-ÇIRAK İLİŞKİSİNİN YARATICILIKTAKİ ÖNEMİ NEDİR?

ALPER ALMELEK: Sizin gençliğinizde bir usta ya da mentör ya da buna benzer kişi/kişiler oldu mu hayatınızda? Yaratıcılıkta bir usta – çırak ilişkisi vardır. Onun iş hayatına yansımasını konuşursak, böyle birisi oldu mu?

FARUK ECZACIBAŞI: Bunu çok rahatlıkla söyleyebilirim ki olmadı. Yani bir kişiyi öyle fokuslayıp dışarı çıkaramam. Burada neticede etrafından devamlı bombardıman ediyorsun. Kendine eleştirel bakış açısı geliştiriyorsun. Ve birçok kimseden, karşında duran herkesten bir ders çıkarıyorsun. Bunlar olumlu da olabilir olumsuz da. Neticede karşına kim gelirse gelsin bütün kim idol olarak karşına çıkarsa çıksın, biraz tırnaklarını kazıdığın zaman oradan insan çıkıyor. Yani öyle baktığın zaman insanların herkesten öğreneceği bir şey olduğunu düşünüyorsun. Ama herkeste de eleştirecek, kendine uymayan bir takım şeyleri olduğunu düşünüyorsun. En yakınların için bile geçerli bu.  Aileden birileri oldu tabi zaman zaman. Babam oldu, Bülent oldu. Ama genel olarak bakacak olursak tesadüfen bir gece bir otelde kaldığın zaman yan masada tanıdığın bir insan da sana çok inspritional gelebilir. Ama şu var bence yoluna çıkan insana bakar ama yola da çıkmak lazım. Hakikaten yola çıkmak lazım, gitmek lazım, insanlarla karşılaşmak lazım. Asıl enerji o, o da güzel bir enerji.

 

YARATICILIĞIN HAZIRLIK SÜREÇLERİNİ NASIL UYGULUYORSUNUZ, ALGILIYORSUNUZ?

1.SÜREÇ: RUHUN HAZIRLANMASI

ALPER ALMELEK: Yaratıcılığı derste anlatırken 3 tane hazırlık sürecini anlatıyorum. Diyorum ki bu süreçler ister arka arkaya, ister iç içe sırası önemli değil ama biz bunları yaşayarak yaratıcılığa adım atıyoruz. Bunlardan birincisi ruhu hazırlamak. Kendimizi bir şekilde bir ortamda kalarak, kendimizi hazırlamak gibi rahatlamak gibi düşünebiliriz. Sizin için böyle bir alışkanlık var mı? Gidip kendinizi attığınız bir yer? Evinizdeki koltuğunuzda olabilir. Bu aklınıza şirketinizle ilgili gelecek olan fikirlerle ilgili söylüyorum.

FARUK ECZACIBAŞI: Es vermekten bahsediyorsun.

ALPER ALMELEK: Evet es vermek. Ama esi nerede veriyorsunuz? Çalışma masanız mı o esi verilecek olan yer.

FARUK ECZACIBAŞI: Anladım. Benim çok basit ekran başında oynadığım bir oyun var. Mahjong vardır. Bilir misin? Bir sürü şey yaptıktan sonra oraya odaklanırım. Bir şey dinlerken de odaklanırım. Bu biraz da kandaki hiperaktiviteden de gelen bir şey galiba. Ama bu senin dediğinle aynı anlamda mı bilmiyorum.

ALPER ALMELEK: Evet karşılıyor. Herkes için farklı olabilir bu çünkü. Kimisi için gitar çalarak da olabilir.

FARUK ECZACIBAŞI: Meditasyon yapıyor musun olarak soruyorsan, hayır yapmıyorum.

ALPER ALMELEK: O da olabilir. Onun bir versiyonunu yapıyorsunuz bence. Rahatlamak için bir oyun oynuyorsunuz.

FARUK ECZACIBAŞI: Bunların hepsi bir nevi meditasyon.

 

2.SÜREÇ: GÖZLEM YAPARAK GÖRSEL ZEKAYI GELİŞTİRMEK

ALPER ALMELEK: Bu birincisiydi. İkinci hazırlık ise gözlem yapmak. Gençlere gözlem yeteneklerini geliştirebilmeleri için ne tavsiye edersiniz?

FARUK ECZACIBAŞI: Bir şey çıkaracaksın ortaya, bu bir eser olabilir, yazı olabilir ya da makale… Odaklanacağın o işin sonucu. O sonuçta ise hedef mükemmellik olmalıdır. Tabi mükemmellik olabilir mi olamaz mı o başka bir şey. Yapabileceğinin en iyisini yapmayı hedeflemen lazım. Onu yapmaya yönelik bir birikim ortaya koyuyorsun neticede. O birikimi koyduğun zaman gözlemlemek herhalde bunun bir parçası. Neyi iyi yapman gerekir, neyi beğenmeyebilirsin, amaç gözlem yapmak değil. Amaç gözlemi bir şey yapmak için kullanmak. Dolayısıyla burada biraz selective noktaya geliyoruz. Kendimi örnek olarak vereyim, benim eşim gerçekten alay eder çok da haklıdır. Bir insanı gördüğüm zaman ben 360 derece etrafında döneyim yine de karşımdaki insanı tanımayabilirim bazen. Yani dün gördüğüm insanı tanımayabilirim. Bu bir selective memory Mesela Süleyman Demirel bunun tam tersidir. Kime rastlasa hatırlar. Onun için o politikacı oldu. Herkesin bir selective hafıza kapasitesi var. Bence gözlemlemeye o gözle bakmalı. Yani seni ilgilendiren tarafı algılayabiliyor musun?

ALPER ALMELEK: Yaratıcı olmak istediğiniz alandaki ilgilendiğiniz konulara odaklanmaktan bahsediyorsunuz. O kadar ki sizin için normal olan bir şeyleri bile hatırlamayacak kadar odaklanıyorsunuz ona.

 

3.SÜREÇ: HAYAL KURMAK

ALPER ALMELEK: Hayal nasıl kuruyorsunuz?

FARUK ECZACIBAŞI: Sanatçının hayal kurmada göklere uçmaya hakkı vardır. O işin bizim hakkımız olup olmadığını bilmiyorum. Güzel bir şey uçmak tabii. Ama sorumluluğun senin ayağında bir pranga. Ne kadar uçmak istesen de yerden bir yere kadar kalkabiliyorsun. Ama en azından uçmayı deniyorsun o da bir şey. Uçmayı deniyorsun, belki biraz havalanıyorsun ama bir gerçek var ki sen daha somut ve gerçeklere yakın hayaller kurmak zorundasın. Ama öbür taraftan da o kanatlar insanın alacağı riskdir. Yerde kaldığın zaman zemin kaygan. Zemin bataklık gibi. Yerde yürümeye çalıştığın zaman gittikçe batıyorsun. Onun için uçman lazım. Uçman lazım ama ayağında prangalar var. Çok fazla yükselemesen dahi ayaklarını yerden kesmekte yarar var.

ALPER ALMELEK: Hayal kurmayı bir insan nasıl geliştirir? Bir örnek vereyim, Leonardo der ki bir duvara bak, hatta onun defterlerinde resmi var. Bir duvar düşünün onun üzerinde binlerce taş var ve hiçbir şey ifade etmiyor. Ve Leonardo der ki o duvara bak önce tamamen anlamsız gelir, gökyüzüne uzunca bakmak gibi. Biz uzun süre gökyüzüne baktığımız zaman bir süre sonra şekillere benzetmeye başlarız. Bu ata benziyor falan deriz. O anlamda siz baktığınızda iş hayatındaki insanların yaratıcı olması, hayal gücünü çalıştırması adına ne gibi bir öneride bulunursunuz, ne yapsın ki genç bir iş adamı, kadını hayal gücünü geliştirsin?

FARUK ECZACIBAŞI: Çalışma hayatıyla sanatçılarla karşılaştırma işine başladım onun için oradan devam etmek durumundayız. Çalışma hayatında bence işin ilk aşaması gerçekten tabuları yıkarak, gerçekten sınırları doğru analiz ederek karar vermek gerektiğini düşünüyorum. Yani sorumlulukların var, sınırların var. Ama ileriye gitmen lazım. Senin karşında önüne çıkan sınırların sana ne dereceye kadar engel bunları çok iyi analiz etmen gerekir. Bu sınırın birçoğu yok gerçekten. Senin sınır diye koyduğun bazıları yok, bazıları senin etrafındaki insanların ya da kendi ekosisteminin sana kendilerini korumak için koyduğu sınırlar. Birçok engel var aslında karşında. Ama bu engellerin ne kadarı gerçek, ne kadarı değil iyi analiz etmekten geçiyor galiba. Bu yine senin hayal kurma noktana geliyor. Hayal kurmak yapabilirimin üst sınırı ise buna herkesin hakkı olabilmeli. Olsa olsa gençlere bunu söyleyebilirim.

ALPER ALMELEK: Buna şunu eklemek istiyorum. Hayal kurmak ile gözlem yapmak ikisini beraber de düşünebilirsiniz. Klasik bir öneri şu da olabilirdi; arkadaşlar çok kitap okuyun, farklı eserler okuyun vb… Mesela bu bağlamda çok şunu yapın diyebileceğiniz bir şey var mı?

FARUK ECZACIBAŞI: Katiyen demem. Hele böyle şeyleri katiyen demem. Ben kendimi çok kitap okuyan bir insan olarak kabul ederim. Ama bugünkü ortam içinde, bugün yetişen birçok gence kitap oku demek zaman zaman sıkıcı olabilecek bir şey. Benim örnek olarak gösterdiğim, ben 15 yaşındayken bizim yalnızken kendini şey yapabileceğin televizyon yoktu, kitap okurdun, haftada bir sinemaya giderdin. Red Kit, Teksas Tommiks vardı, radyo dinlemek vardı, kitap okumak vardı. Bütün bunlar senin boş vaktinin yüzde yüzünü alırken, bugün şimdi yüzde beşe ya sıkıştı ya sıkışmadı. Şimdi Youtube, internet yüzlerce televizyon istasyonları, binlerce müzik dinleme olanakları, Spotify, Apple Tv bir sürü şey…

ALPER ALMELEK: Sonuç aynı yine. Farklı farklı dinleyebilir Spotify’dan…

FARUK ECZACIBAŞI: Hayır değil aslında. Ben onların arasında nasıl navigate edeceğini bilebileceğini zannetmiyorum. Benim söyleyeceğim şu, bugün hayal kurmak zaten kimseye pek izin verilmiyor. Anneler babalar kuruyor çünkü kendi çocukları için hayalleri. Ama bir insanın çok küçük yaştan itibaren o hayali kurması lazım ben kendimi nerede görmek istiyorum. Bunu bence 14 – 15 yaşından itibaren kurabilmeli insan. Ve düşünebilmeli ben kendimi on beş yıl sonra nasıl bir insan olarak görmek istiyorum? Hatta benim çocuklara genelde önerim şu oluyor, sen bunu yalnız başınayken ne annene ne babana ne arkadaşlarına danışmadan ne olmak istiyorsun yaz. Belki Mars’a gitmek istiyorsun yaz nasıl istersen öyle yaz A4 kağıdına hatta yarım A4 kağıdına. Bir 6 ay sonra o kağıdı al bir kere daha bak. Çünkü sen orada birilerine bir şeyler söylüyorsun,  kendine bir şeyler söylüyorsun. Ondan sonra oradan buradan bir takım impulselar girdiler geliyor. Sen Mars’a gideceğine Ay’a git. Bir 6 ay sonra Ay’a gitmekle yetineceksin. Bir 6 ay sonra Dünya’nın yörüngesinde döneceksin; fakat sonunda bileceksin ki bundan üç dört sene geçtikten sonra sana artık bir uçak mühendisi veya pilot olmayı hedeflemiş olarak geleceksin. Ama bu işi uzun süreli düşünmüş olarak buraya gideceksin. Hayal kurmanın ben orada önemli olduğunu düşünüyorum. O gerçeğe bir şekilde adım adım ulaşıyorsun. Çünkü çok zor bir yaşam bekliyor gençleri. Hele ki bizimkilerin sen bunu yapacaksın, sen şöyle yapacaksın enselerinden boza pişiren bir iktidar kuşağı var. İktidar kuşağı dediğim zaman ebeveynler de dahil buna, aile büyükleri de dahil. Çocuklar onların istediğini değil, kendi istediklerini gerçekleştirmeyi öğrenmeleri lazım. Hayal kendi kendine somutlaştırabilmesi, kendini anlatmasıdır aslında. Yoksa hepimiz uçuyoruz. Gece rüya gördüğünde de hayal kuruyorsun ama bir dakika sonra unutuyorsun. Onu somutlaştırabilmesi lazım.

 

İLHAM PERİSİ NASIL GELİYOR? O ANDA NE HİSSEDİYORSUNUZ?

ALPER ALMELEK: Bu üç süreci konuştuğumuz zaman biz kapıda bir ses duyuyoruz tık tık diye. Kapıyı bir açıyorsunuz karşınızda İlham Perisi. İlham Perisi yalnızca Leonardo’ya ya da Bedri Baykam’a uğramıyor, İlham Perisi yaratmak isteyen bir iş adamına da uğruyor. İş adamı da İlham Perisi’ni günün herhangi bir saatinde karşılıyor ve bir karar alıyorsunuz Eczacıbaşı olarak ve bir şeye yatırım yapıyorsunuz. O yaratıcılık anı ben bir şey yapacağım, karar vereceğim anı yaşadığınızda ne hissediyorsunuz?

FARUK ECZACIBAŞI: O İlham Perisi ne zaman kapıyı vuruyor biliyor musun? Aslında birdenbire gelmiyor. İlham Perisi terbiyesiz beni devamlı dışarıda gözetliyor, bakıyor. Ben pencere kapalı perdeleri çekik zannediyorum ama hayır bakıyor içeri bu herif ne yapıyor diye devamlı beni gözetliyor. Beni gözetliyor diyor ki şimdi girebilirim, çünkü bu insan hazır. Ben şimdi ona görüneyim. İlham Perisi son dakikada kafada dağınık olan birtakım taşları gediğine oturttuğun an geliyor. Veyahut gediğine oturtuyor bu peri. Herhalde bir rahatlama hissediyorsun. Çok iyi örnekler vardır benim için. Tam oturdu işte bu dediğin zamanlar oluyor. Çok güzel bir duygu o yani.

 

TEKNOLOJİ YARATICILIĞINIZA NASIL ETKİ EDİYOR?

ALPER ALMELEK: Teknoloji sizin yaratıcılığınız için şirketin inovatif olması için büyük bir fayda mı, ya da değil mi, ya da nötr müdür?

FARUL ECZACIBAŞI: Evet tabiki. Teknolojinin bir şey olduğunu düşünmeyelim. Neticede bir aracı olduğunu unutmayalım. Senin bir amacın var, her neyse bir amacın var. Bu amaç eğer sen mühendisin kendisiysen ve onun adına bir şey yapıyorsan o zaman teknoloji senin amacın olabilir. Ama normalde herkes mühendis değil, ben de değilim. Teknoloji senin bir aracın, hem de para vererek kullandığın bir araç. Sana düşen o aracı iyi kullanmak veyahut iyi kullananları bulmak. Çünkü burada işler birbirine karışıyor. Hedefin teknoloji olduğunu zannetmeye başlıyorsun. Öyle bir şey yok. O güzel bir araç ama araç.

 

YARATICILIKTA HİÇ BAŞARISIZ OLDUNUZ MU? BUNUNLA NASIL BAŞ ETTİNİZ?

ALPER ALMELEK: Yaratıcılık aynı zamanda başarısızlığı da içeren bir konu. Bazen bir şey buluyorsunuz İlham Perisi gelmiyor, olmadı diyorsunuz. Başarısızlık olduğu zaman bununla nasıl baş ediyorsunuz?

FARUK ECZACIBAŞI: Sen bunu böyle söyleyince bunun cevabı çok aykırı olacak. Bu bir kriter. Bizim kendi kendimize koyduğumuz bir kriter başarılı olmak başarılı olmamak, her şeyde başarılı olmak. Bir başka örnek vereyim bir gün şapkamızı alıp gideceğiz, seni bir jüri bekleyecek. Biz seni tatile gönderdik, 75 yıl tatile göndermişler, Dünya’ya gönderdik seni. Sen ne yaptın orada? Başarıyı aradım, başarılı olmak istedim, o yönetim kuruluna girdim, şöyle işler yaptım, böyle işler yaptım. Sonra o jüriden birisi dönüp diyecek ki sana ‘Be adam biz seni tatile gönderdik oraya. Sen tuttun başarı peşinde koştun. Bir daha gidemeyeceksin böyle bir tatile ya. Sen saçmalamışsın.’ Bir de başarıyı bu gözle değerlendirelim ne olur.

ALPER ALMELEK: O zaman Ferrari’yi satalım.

FARUK ECZACIBAŞI: Yoo sen zevk alıyorsun Ferrari’yi kullan. Başarıyı başarısızlık ile değerlendirmek… Çünkü sen paralel olarak birçok şey yapıyorsun. Bir aile sürdürüyorsun, bir iş hayatı sürdürüyorsun, sosyal yapı sürdürüyorsun. Ve toplum koşulları seni başarılı olmaya itiyor. Yanlış yorumlayabiliyorsun onu, bence hata orada yatıyor.

 

Load More Related Articles
Load More By seda melek bayramogllu
Load More In Türk Yaratıcılardan Esinler

Yanıtla

Your email address will not be published.Gerekli alanlar işaretlenmiştir. *

Check Also

Uğur Erbaş, Animatör & Grafik Tasarımcı

      KONU BAŞLIKLARI: YARATICILIK BİR ESERİN ...

FORMÜLÜM


Alper Almelek 1971’de dünyanın en güzel şehri olarak nitelediği İstanbul’da doğmuştur. University of Southern Maine ve Sonoma State University’de Siyasal Bilimler ve Müzik eğitimi (Opera Şarkıcılığı ve Piyano) görmüştür. 1995’te yurda dönüşü ertesinde 11 yıl boyunca aile işinde çalıştıktan sonra Siegwerk Corporation’ın Türkiye Genel Müdürü...
DEVAMINI OKU

TESTLER

KİTAP İNDEKSİ

INSTAGRAM KÖŞESİ

Instagram has returned invalid data.

İŞ’TE KAHKAHA